En son konular
» bacağa bıçak sokmak
C.tesi Ara. 12, 2015 3:45 pm tarafından zxzx

» Bacağa balta vuruşu
C.tesi Ocak 31, 2015 3:10 pm tarafından zxzx

» Motosiklette ölüm freni
Cuma Mart 07, 2014 9:39 pm tarafından zxzx

» kader
Paz Haz. 06, 2010 3:36 pm tarafından zxzx

» Ek-Ders Puantaj Çizelgesi
Paz Ocak 24, 2010 5:22 pm tarafından KAĞITHANEHEM

» Kağıthane HEM/İSTANBUL
Paz Ocak 24, 2010 5:20 pm tarafından KAĞITHANEHEM

» H.E.M OTOMASYONU
Salı Kas. 17, 2009 6:33 pm tarafından alim hüseyinoğlu

» WINDOWS XP' Yİ HIZLANDIRIN
Salı Ağus. 04, 2009 11:47 am tarafından mahmut al

» İnternet Güvenliği-2
Salı Tem. 01, 2008 3:08 pm tarafından ottoman45

Nisan 2017
PazPtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesi
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30      

Takvim Takvim

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Anket

Vasiyeti

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Vasiyeti

Mesaj tarafından Admin Bir Salı Kas. 13, 2007 7:42 pm

******'ün vasiyetnamesini nasıl düzenlendiğini, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak şöyle anlatmıştı;
"1938 senesi sonbaharı, Dolmabahçe Sarayı'ndayız. Bir sabah ******'ün yatak odasına girdim. Büyük adam, yatağında başı biraz yüksekte arka üstü yatıyordu. Salonu solgun bir güneş kaplamıştı. Yüzü fildişi rengindeydi. Çehresi her gün biraz daha zayıflayıp uzuyor, o gök mavisi gözleri irileşiyordu.

Ben yatağının ayak ucuna doğru, gösterdiği yere oturdum. Her zaman ki suallerini tekrarladı:

"Ne haber?"

O günlerde Avrupa'da siyasi hava çok bozulmuştu. ****** umumi endişelere ve bir takım tehlikeli belirtilere rağmen, Almanların henüz, İtalyanların ise hiç hazırlanmamış olduklarını ileri sürerek müsterih bulunuyor. O sene harp olmayacağını, ihtilafların behemahal bir pamuk ipliğine bağlanacağını, harbi ancak 1939 senesinde veya ondan sonraki senelerde beklemek lazım geldiğini söylüyorlardı.

Son yirmi dört saat zarfında günlük meselelere dair gelen haberleri hülasa ettim. Görüşünü teyid eder mahiyette olan bu haberleri alaka ile dinliyor, ara sıra bazı şeyler soruyor ve kısa cümlelerle mütalaalar beyan ediyordu. Böyle olmakla beraber düşünceli ve heyecanlı olduğu belliydi.

Sözlerimi bitirince sağ kolunu bana doğru uzattı. Doktorlar, kati lüzum olmadıkça kuvvet sarfetmesini yasakladıkları için hareketlerinde yardım ediyorduk. Elini tuttum, doğruldu, yatağının içinde bağdaş kurdu. Birkaç dakika denize ve karşı sahile baktı. Belliydi ki heyecanını yenmeye çalışıyordu. Gözlerini bana çevirdiği zaman, uzun kirpiklerinin ıslandığını farkettim. Bütün hastalığı boyunca yanımda gösterdiği yegane zaaf (eğer bu ulvi sükunete zaaf demek uygunsa) buydu. Sonra önüne baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı.

"Bu yolda konuşmak benim içinde, senin için de, ağır bir şey ama başka çaremiz yoktur. Konuşmaya mecburuz çocuk. Hani seninle ara sıra bir işimizden bahsederdik. Hatta bunun içinde kanun çıkarılmıştı: Şu vasiyetname meselesi. Bugün yarın o işi bitirmeliyiz. Nasıl olsa bir gün karnımdan su alınacaktır. Ne olur ne olmaz. Bağırsaklardan biri delinebilir, başka bir arıza olabilir. Herhalde ihtiyatlı olmalı."



Not: Bu yazılar http://www.******.net kaynağından alınmıstır.

_________________
Korkarak Yasıyorsan Sadece Hayatı Seyredersin..
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 25
Yaş : 35
Kayıt tarihi : 13/11/07

Kullanıcı profilini gör http://halkegitim.turkproforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz